Deveyi Hamudu ile Götürenler

klinik farmakoloji dosyası
Acı İlaç

Bir taraftan ülke seçim ve Cumhurbaşkanlığı seçimi ile uğraşırken kimileri de bulanık suda balık avlamak peşinde. Özellikle bazı çok uluslu ilaç şirketleri ve bunların yerli işbirlikçileri her türlü etik değerin dışında ülkeyi soymayı ve hastaların son damla kanlarını emmek ve keselerini doldurmak istiyorlar.

Diğer taraftan yerli ilaç sanayi tek tek yabancı sermayenin eline geçmekte ve yetkililer buna karşı  herhangi bir önlem almadıkları gibi, yabancı sermaye Türkiye’ye geliyor dile sevinçle ellerini oğuşturuyorlar. Yabancı sermaye Türkiye’ye geliyor ama neyin karşılığı Türkiye’ye geliyor?

Adı her türlü yolsuzluk davasına karışmış, devleti soymaktan mahkum olmuş yabancı sanayinin yerli destekleyicileri ile birlikte güya halk sağlığına katkıda bulunuyorlarmış gibi hastaları ve devleti hortumlamaya devam ediyorlar ve yine başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere kimseden gık çıkmıyor...

Hepatit C sinsice” Roche ilaç firmasına devlete ödediği tazminatları geri almak için otobüs reklamları ile geri geliyor. Zannediyorlar ki kamuoyu yolsuzluklarını etik dışı reklamları dolayısı ile unutacak. 

Yapılan reklamlar sizi bazı derneklerin de desteği ile doğrudan Roche sayfasına götürüyor ve nasıl ayda 32.665 YTL ile hastanın tedavisi anlatılıyor ama bir hastanın 1 yıllık ilaç giderinin 392.000 YTL olduğundan bahsedilmiyor....Daha çete davası bitmeden, kaybettiklerini buradan çıkartmak istiyorlar. Gelin sinsice reklama yakından bakalım;

Önce safiyane duygularla (!)  sayfasına giriyorsunuz. Bu sayfada iyice bir, güzelce korkutuluyorsunuz..; ”Hepatit C’den korunma yollarını öğrenin, bilinç kazanın. Tedavi edilmez ise siroz, karaciğer kanseri ve ölüme neden olur.” 

İyice korktunuz ise sizi  önce  safasına ve son durak olarak  sayfasına alalım ve bu hastalığı nasıl tedavi edeceğinizi siz söyleyelim!!!! İşte sinsice beyin yıkama budur.

Son haftalarda birden bire patlayan ikinci halk sağlığı (!) kampanyası ise “servikal kanser aşısı” kampanyası oldu. Konunun uzmanları hemen tüm yazılı ve görsel basında açıklamalarda bulunundu. Örneğin 13 Nisan 2007'de NTV-MSNBC'de çıkan haber

“ERKEKLER DE AŞI OLMALI

Virüsün toplumda yayılmaması için erkek ve kadınların ortak koruma programına alınması gerektiğini vurgulayan  Prof. Dr. Tugan Beşe,"Aşılanan kadınlar da yılda bir kez smear testi yaptırmaya devam etmeli."

•         Prof. Beşe’ye göre, "erkeklerin de aşı yaptırması gerekiyor ancak aşı çalışmaları 15-26 yaş grubundaki genç kız ve kadınlarda yapıldığından diğer yaş gruplarını ve erkekleri de kapsayan çalışmalara ihtiyaç var: Aşı 9-10 yaş grubu itibari ile yapılmaya başlanabilir.

•         Rahim ağzı kanserine karşı kadınların yanı sıra erkeklerin de aşılanması gerekiyor, çünkü bu virüs kadınlara hava yolu ile bulaşmıyor, erkekler ile cinsel ilişki sonrasında bulaşıyor veya tam tersi oluyor.”

Aşının herhangi bir yan etkisi bulunmadığını söyleyen Prof. Beşe, aşılamanın HPV görülmüş olanlarda da tip tayini yapılmadan uygulanabileceğini söyledi. “Örneğin tip tayini yapıldığını kabul edelim ve tip 16 pozitif olsun. Demek ki diğer 3 tipe örnekte geçen 6-11-18’e karşı kişi korumasız durumda. Aşı diğer 3 tipe karşı koruma amaçlı etkili olacaktır ama daha önceden tip 16 ile enfekte olunduğundan herhangi bir faydası olmayacaktır.” ...

Buna mukabil Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi, son zamanlarda basında çıkan rahim ağzı kanseri aşısıyla ilgili haberlerin abartılı olduğunu, bu işten para kazanmak isteyenlerin bulunduğunu öne sürdü.

Türkiye'de rahim ağzı kanserinin görülen kanserler arasında 9. sırada yer aldığını anımsatan Tuncer, ”Türkiye'ye 100 bin rahim ağzı kanseri aşısının maliyeti yaklaşık 8 milyar dolar olacak. Halbuki akciğer kanseri ülkemizde daha çok görülüyor ve aşısı da sadece sigarayı bırakmaktır'dedi”  NTV-MSNBC'de ayni gün.

“SAĞLIK BAKANLIĞI: MALİYETİ ÇOK YÜKSEK

Türkiye’de her yıl 1360 kadın serviks kanserine yakalanıyor bunların 600’ü hayatını kaybediyor. Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Daire Başkanı Dr. Murat Tuncer, “Serviks kanseri Türkiye’de öncelikli bir problem değil, ayrıca aşının maliyet-etkinlik analizi negatif yönde.

Bu nedenle isteyenler yaptırabilir ama geri ödeme kuruluşlarının bunu kapsam içine almasına hiç gerek yok. Hepatit A ve su çiçeği gibi aşılar kapsama alınmazken bu aşının alınması anlamsız olur. Bu konuda devlete ve geri ödeme kuruluşlarına baskı yapılması çok yanlış

.” dedi.

 

AŞININ ETKİNLİĞİ KANITLANMADI

Serviks tarama programına giren hiçbir kadının bu kanserden ölmediğini ve HPV alan kadınların yüzde 75 ile yüzde 98’inin kanser olmadığını söyleyen Dr. Tuncer, “Buna kanser aşısı demek doğru değil, bu ilaç firmalarının pompaladığı bir politikadır, şu anda etkinliği yüzde yüz kanıtlanmış değil sadece 5 yıl için etkinliği bildirilmiş. 5 yıl sonra ne olacak, tekrar yapılacak mı kesin belli değil.” dedi.

Aşının Asya’da yüzde 60, Avrupa’da yüzde 70 koruma sağladığını söyleyen Tuncer: “Ama Türkiye’de ne kadar koruduğuna yönelik bir çalışma yok, belki de hiç korumuyor, bilmiyoruz.” diye konuştu. “

Kime inanacağız? Ben bu konuda yüzde yüz Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Daire Başkanı’na inanıyorum. ABD’nde bile daha erkek çocuklarda kullanımı için onay almayan bu aşı (DİKKAT! KANSER AŞISI DEĞİL,  HPV AŞISI, KANSERİ ÖNLEMİYOR..) utanılmadan Türkiye’de erkek çocuklara da tavsiye edilinebiliyor.

Türkiye’de 9 yaşında cinsel ilişkide bulunan kaç çocuk var????..Yabancı sermayenin farmakoekonomi uzmanları acaba bu aşının Türkiye için “maliyet-etkinlik analizini” yaptılar mı?.. Eminim yaptılar ve bu aşıyı çıkartan firmalar için çok karlı olduğu için bunu piyasaya verdiler….

Ayni Bakanlığın Kanserle Savaş Dairesi’nin fikirlerine neden İlaç ve Eczacılık genel Müdürlüğü  rağbet etmedi?... FDA, aşının kaç sene koruyacağının bilinmediğini söylüyor (How long a new vaccine protects people is never known when the vaccine is first introduced. Research is being done to find out how long protection against HPV will last, and if a booster vaccine will be needed). İnşallah her sene tekrarlamak gerekir de firmalar daha da zengin olur!!! 
Bu arada dünya mecburi (Türkiye’de henüz başlamadı ama eli kulağında!) aşılamanın etik yönlerini tartışmakta (The Ethics and Politics of Compulsory HPV Vaccination, NEJM 2006; Compulsory vaccination and conscientious or philosophical exemptions: past, present, and future, Lancet 2006).

Hadi hayırlı traşlar!!!!

Not:

Son günlerde Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürü Dr. Mahmut Tokaç’I yıpratmak için özellikle yabancı sermayenin yerli destekleyicileri tarafından aşağılık bir kampanya yürütülüyor. Çamur atanların attıkları çamurun kendilerine de sıçrayacağını hatırlatırız.

Sağlık Bakanlığı artık yerli ilaç firmalarına ciddi biçimde destek vermek zorunda. Eğer bu yapılmaz ise geriye kalan 3-5 firma da kan emicilerin eline geçecek. Bunun için yapılması gereken acil işlemler:

- Türkiye'de yapılan araştırmalarla ruhsata müracaat eden firmalara ruhsat önceliği, etik kurullarda öncelik

- Türkiye’de geliştirilen moleküllere, geri ödemeye de esas teşkil edecek özel fiyat verilmesi

- Biyobenzer ilaçların bir an önce kabulu ve devam etmekte olan soygunun durdurulması

 - Geri ödeme listelerinin daha ciddi bir şekilde, ulusal ilaç firmaları da düşünülerek hazırlanması

 

E- posta : [email protected]